• ArÅŸiv

  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • AÄŸustos 2008
  • Temmuz 2008
  • Siyaset

    « Sonraki Sayfa Önceki Sayfa »


    Sol kapışır AK Parti götürür

    Yerel seçimlerin en önemli hedef illeri arasında yer alan EskiÅŸehir’de CHP Yılmaz BüyükerÅŸen’e karşı kimi aday gösterecek?

    Gazeteci Yavuz Donat NTV’ye ‘Deniz Baykal’ın kendisine EskiÅŸehir adayının hazır olduÄŸunu söylediÄŸini’ açıkladı.

    CHP’nin DSP’li BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Yılmaz BüyükerÅŸen’e karşı kendi adayını çıkarma düşüncesinde olduÄŸunu belirten Yavuz Donat “Deniz Bey adayını kafasında netleÅŸtirmiÅŸ. Bu sabah yaptığım konuÅŸmada onu gördüm” dedi.

    NTV’de yayınlanan Yazı İşleri programına konuk olan Sabah Gazetesi Yazarı Yavuz Donat yerel seçimlerde partilerin adaylarını deÄŸerlendirdi.

    29 Mart Yerel Seçimleri’nde partilerin en önemli hedeflerinden biri olan EskiÅŸehir’de mevcut baÅŸkan Yılmaz BüyükerÅŸen’in güçlü ve karizmatik bir isim olduÄŸunu ifade eden Yavuz Donat “Maliye Bakanı Kemal Unakıtan 2007 seçimlerinde EskiÅŸehir’den milletvekili adayı olduÄŸu zaman kendisine ‘ithal aday’ dendi.

    Bugün Unakıtan belediye baÅŸkan adayı olsun silme alır, karşısında kimse duramaz. Yılmaz BüyükerÅŸen kiminle devrilir. Yılmaz BüyükerÅŸen iki dönem seçim kazandı, güçlü ve karizmatik bir isim. Ancak bu seçimde sadece DSP’nin oyu yetmez. DSP ile BüyükerÅŸen’in karizmatik kiÅŸiliÄŸinin biraraya gelmesi de yetmez. GeçmiÅŸte CHP’nin oylarını da aldı.

    ARADAN SIYRILABİLİR

    Åžimdi bu defa CHP kendi adayını çıkaracak. Deniz Bey önümüzdeki günlerde açıklayacak. Adayını kafasında netleÅŸtirmiÅŸ, bu sabah yaptığım görüşmede onu gördüm. CHP ile DSP adayı karşı karşıya geldiÄŸinde, AK Parti güçlü bir aday gösterirse seçimi alabilir. Åžimdi AK Parti bunu araÅŸtırıyor. ‘Bunu kiminle becerebiliriz, kimi aday gösterebiliriz’ diye çalışıyorlar.

    Bakan Çelik`ten TEB`e uyarı

    Hükümet ile eczacılar arasındaki gerginlik büyüyor. TEB’in ilaç satmama kararına Bakan Çelik’ten sert uyarı geldi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ”(Eczanelere ilaç sattırmayacağım) mantığıyla bir baskı anlayışı ortaya çıkarsa biz o zaman 22 bin 500 eczacıyla sözleÅŸme imzalama konusunda altyapımızı hazırlamış bulunuyoruz” dedi.

    Çelik, protokol imza töreni dolayısıyla geldiği Milli Eğitim Bakanlığında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Gazetecilerin ”Eczacılarla ilgili yaÅŸanan sorunlar” konusundaki soruları üzerine Çelik, ”Bizim eczacılarla ilgili bir sorunumuz yok. Fakat eczacıları temsilen birlikte bugüne kadar birçok protokol yaptığımız Türk Eczacıları BirliÄŸi (TEB) ile bir sorun yaÅŸamaktayız” dedi. Kamuoyuna yansıtılan beÅŸ-altı konu bulunduÄŸunu söyleyen Çelik, şöyle konuÅŸtu:

    ”Özellikle Bakanlığımı ilgilendiren konularla ilgili uzlaşılamayacak hiçbir konunun olmadığını net bir ÅŸekilde ifade ediyorum. Bir ÅŸeyi daha vurguluyorum: YaÅŸadığımız süreç içerisinde olayı bir politik arenaya çekmeyi kesinlikle doÄŸru bulmayız ve buna da pabuç bırakmayacağımızı dün de ifade ettim bugün de ifade ediyorum. Amaç 70 milyon vatandaşımızın saÄŸlık hizmetinden, dolayısıyla ilaçtan, eczacı hizmetinden yararlanması ise biz bu konuda atılması gereken adımları attık, atılması gereken adımlar da varsa onları da atmaya hazırız. Ama toplumu kaosa sürükleyecek böyle gereksiz, olmayan tartışmaları çıkarıp, milleti huzursuz etmeye, geleceÄŸe dönük karamsarlığa itmeye de kimsenin hakkı yok”

    Bir gazetecinin ”e-sözleÅŸme, eczacılarla tek tek anlaÅŸma gibi formül üzerinde duruluyordu” sözleri üzerine Çelik, ÅŸunları kaydetti:

    ”Biz bahse konu beÅŸ-altı konuyu görüşmeye hazırız diyorum. Bu konuda varsa atılması gereken adımları karşılıklı atarız. Fakat (ben eczanelere ilaç sattırmayacağım) mantığıyla bir baskı anlayışı ortaya çıkarsa biz o zaman 22 bin 500 eczacıyla sözleÅŸme imzalama konusunda altyapımızı hazırlamış bulunuyoruz.”

    ”KAPILAR AÇIK”

    Gazetecinin, ”Eczacılar da Türk Eczacıları BirliÄŸi ile hareket etmekten yanalar, ‘tek başımıza sözleÅŸme imzalamayız’ diyorlar” sözleri üzerine, Çelik şöyle konuÅŸtu:

    ”Bunun gerekçesi yok. Bunu söylemeleriyle ilgili, bunun altyapısını dolduracak hiçbir sorun yok çünkü düne göre eczacılar bu dönemde çok daha avantajlı bir noktaya gelmiÅŸlerdir. Bazı sıkıntılar var onları da biliyoruz onları da çözüme kavuÅŸturmak için gece gündüz mücadele ediyoruz. Kimse kimseye mahalle baskısı yapmasın. Türkiye’de yeteri kadar mahalle baskısı tartışmaları yapılıyor. Bırakınız eczacılar özgür bir ÅŸekilde kararlarını verirler. Burada ne eczacıyı ne TEB’i ne kimseyi dışlama taraftarıyız. Herkesle medeni ölçülerde geçmiÅŸte saatlerce, günlerce tartışıp uzlaÅŸtığımız gibi kapıların açık olduÄŸunu ifade ediyorum.”

    KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

    Bir baÅŸka soru üzerine Çelik, küresel ekonomik krizle ilgili hükümetin çok yönlü önlemler aldığını belirtti. Mevzuatta ”kısa çalışma ödeneÄŸi” kavramı bulunduÄŸunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ”Kısa çalışma ödeneÄŸinin ÅŸu andaki kurallarına baktığımız zaman 3 aylık bir dönem içerisinde 265 ile 533 YTL arasında ödenen, ekonomik krize giren ÅŸirketler, iÅŸletmeler açısından bir avantaj oluÅŸturan bir ödenek. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Bu konuyu Bakanlar Kurulu’na taşıdık. GeçtiÄŸimiz Bakanlar Kurulu toplantısında deÄŸerlendirdik. Bugün saat 17.00 itibarıyla da kısa çalışma ödeneÄŸinin süresinin ve ödenek miktarının artırılmasıyla ilgili bir deÄŸerlendirmeyi BaÅŸbakanlık bünyesinde BaÅŸbakan Yardımcımız Nazım Ekren baÅŸkanlığında bir kez daha deÄŸerlendireceÄŸiz. EÄŸer oradan onay çıkarsa bunu yürürlüğe koyacağız.

    Burada amaç ÅŸudur: Krizin 2009′un ikinci yarısından sonra pozitif bir seyir izleyeceÄŸi öngörüleri var. Bu doÄŸrultuda iÅŸletmelerimizin 6-8 aylık bu geçiÅŸ sürecinde işçi çıkarmamaları, istihdamı devam ettirmeleri ve iÅŸ akdini feshetmemeleri ile ilgili bir çalışmadır. Bunun, iÅŸletmelere ve işçimizin istihdamına önemli katkı saÄŸlayacağı düşüncesindeyiz.”

    Çelik, süre ve miktarla ilgili açıklamayı çalışma netleştikten sonra açıklayacaklarını söyledi.

    Hem Baykal`a hem Bahçeli`ye

    ErdoÄŸan muhalefet liderlerine yanıtı geçikmedi. Bahçeli’nin İsrail ve Baykal’ın TRT 6 eleÅŸtirisine cevap verdi.

    BaÅŸbakan ErdoÄŸan CHP ve MHP liderlerine sert çıktı. Bahçeli’nin İsrail ile iliÅŸkileri kesin çaÄŸrısına “bakkal dükkanı etmiyoruz siz niye kesmediniz2 cevabını verdi.

    Baykal’ın TRT 6 için “devlet etnik kör olmalı” tepkisine ise ErdoÄŸan, “İşte devletten anladığı budur. Bu zihniyet kör, topal, sağır bırakan zihniyettir” diye konuytu.

    İşte ErdoÄŸan’ın grup toplantısındaki konuÅŸmasının önemli bölümler:

    GAZZE 2 YILDIR ABLUKA ALTINDA

    Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaÅŸanıyor. Süreç 27 Aralık’tan önce baÅŸlamış ve Haziran 2008 anlaÅŸmasıyla ambargo kaldırılması gerekirken, İsrail kaldırmamıştır.

    (KonuÅŸtuÄŸu kürsünün ses düzeni bozuk olduÄŸu gerekçesiyle ErdoÄŸan yetkilileri uyardı) Hamas ateÅŸkese uydu ancak İsrail ambargoyu kaldırmadı. Bu trajedinin son bulması için önemli diplomatik atak baÅŸlattık.Suriye ve Ürdün’e gittim. PerÅŸembe günü Mısır’a geçtim. Cumartesi günü de Suudi Arabistan’a gittim. Ardından batıya yönelik yoÄŸun telefon diplomamisi baÅŸlattık.

    BARIŞ İÇİN DÖRT ADIM

    İsrail Gazze’deki saldırıları durdurmaladır, ateÅŸkes tesis edilmeli. Ambargolar kaldırılmalı, sınırlar açılmalı, Filistinli gruplar arasındaki anlaÅŸmazlıklar giderilmelidir.

    SİZ NİYE İLİŞKİLERİ KESMEDİNİZ?

    Ülkemde hala bu iÅŸten oy devÅŸirmeye çalışanlar var. GeçmiÅŸlerine iyi baksınlar. Acaba neler yaptılar? DSP MHP ANAP bu ülkeyi yönetmedi mi? ‘İsrail ile iliÅŸkileri kesin’ diyorlar siz niye kesmediniz?

    Biz bakkal dükkanı idare etmiyoruz, Türkiye’yi idare ediyoruz. Biz atılması gerken adımları iyi belirledik. Dersimize iyi çalıştık.

    KURU SIKI ATMAYIN

    Bırakın birbirimize laf atmayı. Gün birlik günüdür gün bu anda Gazze’deki kardeÅŸlerimizin yanında yer alma günüdür. Yoksa kuru sıkı atmakla olmaz.
    Ortada bir zulüm var Biz zalimlerin yanında olamayız. İsrail ÅŸunu söylüyor. BaÅŸbakan duygusal konuÅŸuyor diyor. Benim duygusallığım varsa Gazze’deki kardeÅŸlerime karşı duygusallığım vardır.

    LİVNİ VE BARAK’A SESLENİYORUM

    Livni ve Barak’a sesleniyorum. Åžubatta yapılacak seçim hesabını bırakın. Tarih sizi yaptıklarınınn insanlık yaÅŸamına kara leke düşürdünüz diye yargılayacaktır bunu böyle bilin.

    Biz kovulduğunuz zaman bu topraklarda sizi misafir eden Osmanlının torunlaır olarak konuşuyorum. Her zaman mazlumun yanında olduk kimsenin endişesi olmasın.

    NE DEMOKRASİSİ

    Nasıl tepki gösterilmesin ki. Tam 2 yıldır Gazze abluka altında. GiriÅŸ-çıkışlar engelleniyor. Ramallah Sınır Kapısı’nda yarım saat bekletilen bir baÅŸbakan olarak konuÅŸuyorum. Bunu yapan kim İsrail. Bunu yapan İsrail hala demokrasiden bahsediyor, ne demokrasisi.

    Hiç gerekçe vahşeti meşrulaştırabilir mi? Masum sivillere fırlatılan bombaların izahı olabilir mi? Ölüm yağdırarak neyi çözebilirsiniz? Bu şekilde kin ve nefret tohumları ekebilir.

    NİÇİN SUSUYORSUNUZ

    Filistin meselesi Müslümanların, Arapların meselesi olmamalıdır. Tüm insanlığın meselesi olarak görülmelidir. Gürcistan konusunda devreye giren kuruluşlar niçin burada geçiştiriyorlar? Niçin susuyorsunuz? Neden? Bu soruların cevabını bulmadığımız zaman uluslararası kuruluşlara güven zedeleniyor.

    Çifte sitandart deÄŸil çoklu standart diyorum. En demokratik en ÅŸeffaf seçim yapıldı. Seçim sırasında ses yok ama sonrasında bunları nasıl engelleriz çalışması yapıldı. Filistin’de yeni yönetime fırsat verilmeli. Hamas’ın hataları bu vahÅŸete gerekçe olamaz.

    BAYKAL’IN ZİHNİYETİ KÖR TOPAL VE SAÄžIR

    Doğu illerinde yılların getirdiği eksiklikler var. TRT 6 Kürtçe yayına başladı Önemli bir açılım olarak görüyorum. Devletin halkına ulaşması açısından önemli görüyorum.

    Ürkek ve korku toplumu meydana getirirseniz bu zamana kadar uzar durur. Demokrasi de herkesin kendiin ifade etme hakkı vardır. Kürt vatandaşların aidiyet duygusunu güçlendirecektir.

    Bizi birbirimize baÄŸlayan deÄŸerler Türkiye Cumhuriyeti vatandaÅŸlığıdır. Farklılıklarımızı uzaklaÅŸtırmaz tam aksine yakınlaÅŸtırır. TRT’nin Kürtçe yayını bize demokrasimize yakışmıştır hayırlı olsun diyorum.

    Bir partinin lideri ‘Devlet etnik kör olmalı’ diyor. (Baykal’ı kastediyor) İşte devletten anladığı budur. Bu zihniyet kör, topal, sağır bırakan zihniyettir. Dünyada radyo televizyon aldı başını giderken, tek kanala mahkum etti bu zihniyet. BBC bugün 33 ayrı dilde yayın yapıyor.

    TRT web sitesi 30 ayrı dilde yayıp yapmaya başladı. Kürtçeyi bunun dışında mı bırakalım. Başkalarına bıraktığın zaman bölücülük yapıyor. Böyle kör ve şaşı bakışların yanlışlarını düzeltmek bize düşüyor. Biz millete karşı kör, sağır, dilsiz olmadık.

    Nazım Hikmet’in haksız yere vatandaÅŸlıktan atılmasını düzeltmek bize düştü. İnsanı yaÅŸat ki devlet yaÅŸasın. 70 milyonun vergisini Kürtçe TV için akıtamazsınız diyenlere buradan cevap vermek istiyorum. Bu 70 milyonun içinde vergisini verenler arasında Kürt kardeÅŸlerim de var.

    Bizden önce CHP’li Antalya belediyesinin yatırım tutarı 100 milyon dolar. Bizim dönemimizde tam 10 katı yani 1 milyar dolar.  Ä°ÅŸ bilenin kılıç kuÅŸananın. İşte AK Parti BelediyeciliÄŸi bu.

    Halkın deÄŸil elitlerin seçkinlerin adaylarını arayanlar boÅŸuna arar. Millet için eser üretmek iÅŸ üretmekten baÅŸka derdimiz olamaz. 

    TAKMA KAFANA

    Hiçbir adayımızın adayı geç açıklanmıyor. Gerekli veriler geldikten sonra kararımızı veriyoruz. Önce gönüllerimiz tatmin olacak ondan sonra adayımızı açıklayacağız.

    Ne medyanın takvimi ne de diÄŸer siyasi partilerin takvimine bakıyoruz. Bizim listelerimizi milletimiz belirliyor farkımız bu. 9 il dışında anket sonuçları geldi. En geç 15 Ocak’ta adaylarımızı açıklayacağız. Kazanmak için mücadele edeceÄŸiz ancak her yolu mübah saymayacağız. Belediye baÅŸkanım halkıyla teÅŸkilatıyla, milletvekilliyle barışık olacak. Åžimdi kapı kapı dolaÅŸma zamanı nerede aç var fakir var tespit edeceksin. Tabii ki kömür ve erzak dağıtacaksın. Takma kafana, sen ÅŸehrül eminsin.

    Başörtülü kadınlar bizim şerefimiz

    Bahçeli`ye İsrail cevabı

    Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendiriyor.

    Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaÅŸanıyor. Süreç 27 Aralık’tan önce baÅŸlamış ve Haziran 2008 anlaÅŸmasıyla ambargo kalkıdırlaması gerekirken, İsrail ambargoları kaldırmamıştır.

    (Konuştuğu kürsünün ses düzeni bozuk olduğu gerekçesiyle Erdoğan yetkilileri uyardı) Hamas ateşkese uydu ancak İsrail ambargoyu kaldırmadı. Bu trajedinin son bulması için önemli diplomatik atak başlattık.

    Suriye ve Ürdün’e gittim. PerÅŸembe günü Mısır’a geçtim. Cumartesi günü de Suudi Arabistan’a gittim. Ardından batıya yönelik yoÄŸun telefon diplomamisi baÅŸlattık.

    İsrail Gazze’deki saldırıları durdurmaladır, ateÅŸkes tesis edilmeli. Ambargolar kaldırılmalı, sınırlar açılmalı, Filistinli gruplar arasındaki anlaÅŸmazlıklar giderilmelidir.

    Hükümet bunu yapmalıydı, dürüst olacağız samimi olacağız. Devletler duygusal bir açıklama yapmak bu işlerde doğru değil.

    Ülkemde hala bu iÅŸten oy devÅŸirmeye çalışanlar var. GeçmiÅŸlerine iyi baksınlar. Acaba neler yaptılar? DSP MHP ANAP bu ülkeyi yönetmedi mi? ‘İsrail ile iliÅŸkileri kesin’ diyorlar siz niye kesmediniz?

    Biz bakkal dükkanı idare etmiyoruz, Türkiye’yi idare ediyoruz. Biz atılması gerken adımları iyi belirledik. Dersimize iyi çalıştık.

    Bırakın birbirimize laf atmayı. Gün birlik günüdür gün bu anda Gazze’deki kardeÅŸlerimizin yanında yer alma günüdür. Yoksa kuru sıkı atmakla olmaz.

    Ortada bir zulüm var Biz zalimlerin yanında olamayız. İsrail ÅŸunu söylüyor. BaÅŸbakan duygusal konuÅŸuyor diyor. Benim duygusallığım varsa Gazze’deki kardeÅŸlerime karşı duygusallığım vardır.

    Livri ve Barak’a sesleniyorum. Åžubatta yapılacak seçim hesabını bırakın. Tarih sizi yaptıklarınınn insanlık yaÅŸamına kara leke düşürdünüz diye yargılayacaktır bunu böyle bilin.

    Biz kovulduğunuz zaman bu topraklarda sizi misafir eden Osmanlının torunlaır olarak konuşuyorum. Her zaman mazlumun yanında olduk kimsenin endişesi olmasın.

    Nasıl tepki gösterilmesin ki. Tam 2 yıldır Gazze abluka altında. GiriÅŸ-çıkışlar engelleniyor. Ramallah Sınır Kapısı’nda yarım saat bekletilen bir baÅŸbakan olarak konuÅŸuyorum. Bunu yapan kim İsrail. Bunu yapan İsrail hala demokrasiden bahsediyor, ne demokrasisi.

    Hiç gerekçe vahşeti meşrulaştırabilir mi? Masum sivillere fırlatılan bombaların izahı olabilir mi? Ölüm yağdırarak neyi çözebilirsiniz? Bu şekilde kin ve nefret tohumları ekebilir.

    Filistin meselesi Müslümanların, Arapların meselesi olmamalıdır. Tüm insanlığın meselesi olarak görülmelidir.

    Gürcistan konusunda devreye giren kuruluşlar niçin burada geçiştiriyorlar? Niçin susuyorsunuz? Neden? Bu soruların cevabını bulmadığımız zaman uluslararası kuruluşlara güven zedeleniyor.

    Çifte sitandart değil çoklu standart diyorum. En demokratik en şeffaf seçim yapıldı. Seçim sırasında ses yok ama sonrasında bunları nasıl engelleriz çalışması yapıldı.

    Filistin’de yeni yönetime fırsat verilmeli. Hamas’ın hataları bu vahÅŸete gerekçe olamaz.

    Doğu illerinde yılların getirdiği eksiklikler var. TRT 6 Kürtçe yayına başladı Önemli bir açılım olarak görüyorum. Devletin halkına ulaşması açısından önemli görüyorum.

    Ürkek ve korku toplumu meydana getirirseniz bu zamana kadar uzar durur. Demokrasi de herkesin kendiin ifade etme hakkı vardır.Krüt vatandaşylaır aidiyet duygusun güçlendirecektir.

    Bizi birbirimize bağlayan değerler Tükiye Cumhuriyeti Vatandaşlığıdır. Farklılıklarımızı uzaklaştırmaz tam aksine yakınlaştırır.

    Rastgele afişlere ceza yağdı!

    Erdoğan`dan 2 flaş açıklama

    CHP`nin İstanbul adayı belli

    İstanbul’da CHP’nin adayı kim olacak? Ortada iki isim var. Ancak iÅŸaretler O’nu gösteriyor.

    ‘İstanbul adayı belli’ desek yalan olmaz. O isim CHP İskanbul İl BaÅŸkanı Gürsel Tekin.

    CHP lideri Baykal, geçtiğimiz Cuma günü İstanbul için iki isim zikretmişti.
    Bu hafta başı yaÅŸanan geliÅŸmeler aday sayısının bire indiÄŸini gösteriyor. İbre Tekin’i gösteriyor. Gerçi Ercan KarakaÅŸ da aday ama ismini telaffuz eden yok.

    Önce KılıçdaroÄŸlu’nun dünkü açıklamasıne deÄŸinmekte yarar var. YoÄŸun gündem arasında adaylıkla ilgili bir sözü kaynadı gitti. KılıçdaroÄŸlu, ”Benim de gönlümde yatan İl BaÅŸkanımız. Umuyorum, aday olur, ben de İstanbul milletvekili olarak, İstanbul’a gidip, çalışırım” dedi.

    KılıçdaroÄŸlu aday gösterilirse ses çıkarmayacak. Ancak çok da istekli olmadığını her defasında dile getiriyor. CHP İl teÅŸkilatını uzun süredir takip eden Sabah yazarı Mahmut Övür de bu kanaatte: CHP’nin İstanbul adayı Gürsel Tekin!  Tekin için Sabah yazarı, bugünkü köşesinde ÅŸu ilginç tespitlerde bulunuyor:

    (…)İşin doÄŸrusu İstanbul İl Örgütü’nde de günlerdir bu hava hâkim.
    Onlarca insan görev verilmesi için alesta bekliyor.
    Belki de CHP’nin yakın tarihinde ilk kez örgüt içi böylesi bir dayanışma var.
    Kısaca CHP il örgütü uzun yıllardan sonra Gürsel Tekin’in meydanlara çıkıp; “Tut elimi İstanbul” demesini heyecanla bekliyor.
    DoÄŸrusu siyaset çevreleri de çekirdekten yetiÅŸen, halkın içinden gelen bir isimin İstanbul’da etkili olacağı kanaatinde.
    Bir siyaset uzmanı şöyle diyor:
    “Kısa sürede dikkatleri çeken halk tipi bir siyasetçi oldu. Piyasayı biliyor, insanlarla iyi iletiÅŸim kuruyor. Siyaset hedefi de net… İstanbul’da ciddi etkisi olacak…”
    Sosyal demokrat bir siyasetçi ise örgüt olgusuna dikkat çekiyor ve şöyle diyor:
    “Siyasette popüler hava yaratma kadar örgüt desteÄŸi de çok önemli… Gürsel Tekin’de ikisi de var. Bu da CHP’nin yakın tarihinde ilk kez olan bir ÅŸey… Örgüt desteÄŸini alan biri iÅŸin yüzde ellisini baÅŸarmış demektir…”
    Ha bugün ha yarın, çok deÄŸil, Gürsel Tekin’in “Tut elimi İstanbul” demesi an meselesi.

    Doğalgaz faciası Meclis`te

    CHP Ankara Milletvekili Yılmaz AteÅŸ, Ankara’da 7 gencin ölümünü meclis gündemine taşıdı.

    CHP Ankara Milletvekili Yılmaz AteÅŸ, Ankara’da 7 gencin karbonmonoksitten ölümüyle sonuçlanan olayın meydana geldiÄŸi apartmana, ortak baca sistemi bulunmasına raÄŸmen neden doÄŸalgaz kullanma ruhsatı verildiÄŸini sordu.

    AteÅŸ, İçiÅŸleri Bakanı BeÅŸir Atalay’ın cevaplandırması istemiyle TBMM BaÅŸkanlığına sunduÄŸu soru önergesinde, binaya giden görevlilerin, baÅŸka bir ekibin gelmesi gerektiÄŸini belirterek ayrıldıklarını savunarak, BaÅŸkent DoÄŸalgaz Dağıtım A.Åž. görevlileri tarafından düzenlenen tutanakta, binanın gazının kesilmediÄŸinin net bir ÅŸekilde anlaşıldığını kaydetti.

    Olayın meydana geldiği apartmana, ortak baca sistemi bulunduğu halde EGO tarafından doğalgaz kullanma ruhsatının nasıl verildiğinin açıklanmasını isteyen Ateş, faciaya neden olan kombinin bulunduğu yer ve baca bağlantılarının, Doğalgaz Baca Şartname ve Yönetmeliğine uygun olup olmadığını sordu.

    AteÅŸ, ”Emniyet Müdürlüğüne yapılan ihbar sonucu olay yerine gelen BaÅŸkent DoÄŸalgaz Dağıtım A.Åž. görevlilerinin, kaçağın kaynağını saptamadan, gerekli önlemleri almadan ve diÄŸer kat sakinlerini uyarmadan neden olay yerinden ayrıldıklarını” öğrenmek istedi.

    Yılmaz AteÅŸ, Ankara’da kaçak baÄŸlanmış 100 bin kombi bulunduÄŸuna ve doÄŸalgaz tescil belgesi olmayan firmalara engel olunmadığına iliÅŸkin iddiaların gerçeÄŸi yansıtıp yansıtmadığını sordu.

    Bahçeli`den çok ağır suçlama!

    MHP lideri Bançeli, ErdoÄŸan için çok ciddi bir ima da bulundu. Bahçeli’ye göre ErdoÄŸan, Gazze saldırısını biliyordu.

    MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuÅŸtu. Gazze saldırıları konusunda, ABD ve AB’nin suskunluÄŸuna anlam veremediÄŸini söyleyen Bahçeli, ErdoÄŸan’ın bu saldırıyla ilgili bilgisi olduÄŸunu ima etti!

    İşte Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuÅŸması;

    GeçtiÄŸimiz yılın son haftasında, 24 Aralık günü Cizre’de alçak bir terör saldırısı sonucu üç askerimizin ÅŸehit olması ve Yılbaşı gecesi Ankara’da doÄŸal gaz kaçağı sonucu yedi üniversiteli gencimizin çok erken yaÅŸta hayatlarını kaybetmeleri Türkiye’yi yasa boÄŸmuÅŸtur.

    Bu evlatlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve metanet, menfur terör saldırısında yaralanan askerlerimize acil ÅŸifalar diliyorum.

    İSRAİL’E BÜYÜK TEPKİ

    Üzerine yerleÅŸtiÄŸi Filistin topraklarında yaÅŸayan milyonlarca Müslüman’ı baskı, ÅŸiddet, göç ve tecrit ile sindirmeye çalışan İsrail’in terörizmi önleme ve saldırılara son verme adına yürüttüğü son iÅŸgal aziz milletimizi derinden etkilemiÅŸtir.

    Bugün itibariyle onbirinci gününe giren bu insanlık dışı saldırılar karşısında, baÅŸta ABD ve AB olmak üzere uluslararası camianın suskun ve tepkisiz kalması, ateÅŸkes çaÄŸrısı yaparken bile İsrail’i kollayacak ifadeler kullanmaları her yönüyle utanç vericidir.

    ERDOĞAN İÇİN KORKUNÇ İMA

    Ancak geliÅŸmelerin sıra dışı olan yönü, İsrail BaÅŸbakanı’nın askeri operasyondan beÅŸ gün önce Ankara’ya gelerek BaÅŸbakan ErdoÄŸan ile görüşmüş olmasıdır.

    Bir merakımız da İsrail’in gerçekleÅŸtirdiÄŸi saldırıyı, önce AKP hükümetine bildirip bildirmediÄŸi noktasında düğümlenmektedir. Basına yansıyan bazı haberler, İsrail’in saldırıları için, önceden BaÅŸbakan ErdoÄŸan’a bilgi verdiÄŸi yönündedir. EÄŸer böyleyse, AKP hükümeti bu insanlık suçuna iÅŸtirak etmiÅŸtir ve meselenin en küçük bir mazereti dahi olmayacaktır.

    Bu temaslar sırasında hangi konuların görüşülmüş olduğunu, Hamas-İsrail ilişkilerinin nasıl sürdürüleceğine ilişkin neler konuşulduğunu ve hangi angajmanlara girildiğini bizler elbette ki bilemeyiz.

    İsrail BaÅŸbakanı ile yapılan görüşmeden hemen sonra gerçekleÅŸen saldırılar üzerine BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın telaşı ve öfkesinin bir faciayı önlemekten ziyade bir kusuru örtmeye dönük olduÄŸu yönünde izlenim uyanmıştır.

    TRT’NİN KÜRTÇE KANALINA TEPKİ

    TRT’nin 1 Ocak 2009’dan itibaren özel tahsisli bir kanalda Kürtçe yayınlarına baÅŸlaması, siyasi gündemin en çok tartışılan konularından birisi olmuÅŸ, AKP hükümetinin bu tehlikeli açılımı bazı çevreler tarafından “sessiz siyasi ve zihni devrim” olarak alkışlanmıştır.

    Bu konunun PKK’nın siyasallaÅŸma stratejisi ve 2002’den bu yana AB uyum sürecinde yaÅŸanan geliÅŸmelerden soyutlanarak ele alınamayacağı ortadadır.

    KÜRTÇE KANAL PKK’NIN TALEBİ

    Bu sürece bakıldığında, PKK’nın siyasi talep listesinin ve AB eliyle yürütülen etnik bölücülük gündeminin merkezinde, sözde milli azınlıkların ana dillerinde eÄŸitim ve radyo-televizyon yayınlarının yer aldığı görülecektir.

    Masum bir kültürel hakkın tanınması sorunu olarak Türkiye’nin önüne getirilen bu konunun PKK için taşıdığı hayati önem, Türk milletinden ayrı bir millet kimliÄŸi ve ayrı milli mensubiyet duygusu yaratılmasında dilin temel vasıta olmasından kaynaklanmaktadır.

    Bu düşünceden hareketle Milliyetçi Hareket Partisi, adı üstünde hiç kimsenin anasının dilini beşeri ilişkiler içinde öğrenmesine mani olmayan bir anlayışla meseleye yaklaşmaktadır.

    Nitekim, terör örgütünün 2002 yılında kabul edilen siyasallaÅŸma stratejisinde “Kürt kimliÄŸinin tanınması kapsamında yerel dilin geliÅŸtirilmesi ve yaygınlaÅŸtırılması” birinci öncelikli hedef olarak ortaya konulmuÅŸtur.

    TRT’nin bu kanalının önümüzdeki dönemde Kürtçe açık öğretim kanalına dönüşmesi talepleri hiç kimseyi ÅŸaşırtmamalıdır.

    BAÅžBAKAN PKK’YI SELAMLADI

    Bu uygulama ile birlikte BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın, Türkiye’yi 36 etnik guruba bölen zihniyetinin ilk adımı gerçekleÅŸmiÅŸ, Türkiyelilik projelerinin temeli de PKK’yı Kürtçe selamlayan BaÅŸbakan’ın aÄŸzından törenle atılmıştır.

    Åžimdi sıra BaÅŸbakan’ın hesabı ile geri kalan 35 ayrı dil ve lehçede televizyon kanalı kurmaya gelmiÅŸ; ardından ise ayrıla ayrıla, bölüne bölüne, ufalana ufalana tekrar nasıl tek devlet ve tek millet olunacağının BaÅŸbakan’ın yakasına yapışarak sorulmasına kadar gelinmiÅŸtir.

    Kim, özel hayatında anadiliyle konuşmak istiyorsa konuşsun. Buna engel olacak hiç kimse yoktur. Saygı duyarız.

    Ancak biz, Türkçe konuşup, Türkçe söyleyip, Türkçe düşünmeye devam edeceğiz.

    HÜKÜMETİN 2008 KARNESİ KIRIK

    Hükümet, geride kalan bir yılı tamamen günübirlik meseleleri kapatmaya uÄŸraÅŸmakla israf etmiÅŸ, güncel siyasete takılıp kalarak, zaten kısa menzilli olan siyasal vizyonunun “gelecek” ile bağını tamamen kopartmış ve yaptıklarının hesabını nasıl vereceÄŸinin telaşına düşmüştür.

    Terörle mücadele kapsamında 2007 yılının sonunda Meclisten tezkere ile yetki alan hükümet, teröristleri Irak’ın Kuzeyinde vurmak için aldığı bu yetkiyi kullanmaktan uzun bir süre imtina etmiÅŸ, kısa süreli ve beklentilerden uzak kalan bir kara harekâtı dışında, 2008 yılında hava operasyonlarıyla yetinmiÅŸtir.

    GeçmiÅŸte yapılan “silahı bırak masaya gel” çaÄŸrısı siyaset eliyle tekrarlanmış, daÄŸdaki teröristlerin ÅŸehirde siyaset yapmaya davet edilmesi, etnik bölücülerin koruma altına alınması gibi arayışlar sinsi bir hazırlık içinde olunduÄŸunu iÅŸaret etmiÅŸtir.

    2009 TÜRKİYE İÇİN ZOR GEÇECEK

    Dikkat ve ilgisini IMF’yle yapılacak olan anlaÅŸmaya çeviren AKP hükümeti, geçtiÄŸimiz yılın Aralık ayının son günlerinde TBMM’nde kabul edilen 2009 Bütçesinde, son bir hamleyle harcamaları kısmış, 2009 yılının her açıdan zor geçeceÄŸinin iÅŸaretini vermiÅŸtir.

    Özetle 2008 yılı, baÅŸarısızlıklarla anılan 2007’nin bile arandığı kayıp ve kara bir dönem olarak Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin hanesine yazılmış, bozuk siciline bir yenisi olarak eklenmiÅŸtir.

    Sözde terörle mücadele adı altında Irak’la iliÅŸkilere mahkûm hale gelen hükümet, yıllardır kin ve nefret kusan aÅŸiret reisleri ile geliÅŸmelerin hızına baÄŸlı olarak 2009 yılında her seviyede kucaklaÅŸacak, bunlar Çankaya Köşkünde, baÅŸbakanlık konutunda hüsnü kabul görecektir. GidiÅŸat bu yöndedir.

    Bahçeli`den korkunç suçlama!

    MHP lideri Bançeli, partisinin grup toplantısında konuÅŸuyor. Bahçeli’nin ilk gündem maddesi ise İsrail saldırıları;

    MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuÅŸuyor. Gazze saldırıları konusunda, ABD ve AB’nin suskunluÄŸuna anlam veremediÄŸini söyleyen Bahçeli, ErdoÄŸan’ın bu saldırıyla ilgili bilgisi olduÄŸunu ima etti!

    İşte Bahçeli’nin grup toplantısındaki konuÅŸması;

    Nefret ve lanetle kınıyoruz. Çocuk ve kadınların katledilmesi hiç bir gerekçe ile kabul edilemez. Son iÅŸgal aziz milletimizi derinden etkiledi. Bu insanlık dışı saldırılar karşısında ABD ve AB’nin suskunluÄŸu utanç vericidir.

    İsrail BaÅŸbakanı Olmert saldırıdan 5 gün önce Ankara’ya gelerek BaÅŸbakan ErdoÄŸan’la görüşmesi dikkat çekicidir. ErdoÄŸan barışa katkısı nedeniyle muhatabına teÅŸekkür etmiÅŸtir.

    BaÅŸbakan kararlı bir tepkiyi ortaya koymuÅŸ deÄŸildir. Son deÄŸerlendirmeler gösteriyor ki olmert bu saldırıdan ErdoÄŸan’a haber vermiÅŸtir. AKP hükümeti bu insanlık suçuna ortaktır. BaÅŸbakan’ın telaşı ve öfkesi bir kusuru örtmeye yönelik. BaÅŸbakan’ın bölge turu kara harekatını önleyemedi.

    TRT’nin Kürtçe yayınlara baÅŸlaması siyasi gündemin en çok tartışılan konularından biri olmuÅŸ, AKP’nin bu tehlikeli açılımı bazıları tarafından zihni devrim olarak alkışlanmıştır.

    Bu konu AB uyum sürecinde yaşanan gelişmelerden yola çıkarak ele alınması mümkün değildir.

    MHP ortak dil ile milletleşme arasında kaçınılmaz bir bağ olduğunu düşünmekte, ulusal dayanışma ve birlikte yaşama arzusunun devamı için doğrudan bir ilişki olduğuna inanmaktadır.

    Bu bağın kesintiye uğraması tahrip edilmesi, milletlerin geriye dönüşünü kaçınılmaz kılacaktır.

    Lehçeler ağızlar alt dil grupları kültürel hatıra olarak saygıyla anılmalı, üst dile doğru doğal bir yükselişle tüm fertlerin tek bir dilden güç almalarını sağlamak olmalıdır.

    Dil milli kişiliğimizin omurgasıdır.

    MHP, Avrupa’dan gelen dayatma listesinin başında yer alan bu önerilere karşı çıkmış bunun önemli sosyolojik dönüşlere neden olacağını söylemiÅŸtir.

     Ana dilde yayın ve eÄŸitim gibi talepler konusunda, bölücü mihraklar Avrupa dayatmaları ve AKP’nin tavizkarlığı bizim için hiçte ÅŸaşırtıcı olmamıştır.

    Bize göre bu tarih itibari ile milli bir devlet yapısı hükümet tarafından arkadan hançerlenmiş be ölümcül bir darbe almıştır

    Türkiye’nin devlet yapısının yeniden tanzimi, farklı kökenden gelen vatandaÅŸlarımıza milli azınlığın tanınması, AB’nin tahribat süreci TRT’nin 24 saat Kürtçe yayına açtığı kanalla birlikte hayata geçmiÅŸtir.

    Önümüzde Kürtçe Açıköğretim kanalına dönüştürülmesinin istenmesine şaşırılmamalıdır.

    Durmak yok yola devam eşliğindeki etnik kimliklerin gönül okşanmasından sonra, YÖK Başkanı Kürt dili ve edebiyatı bölümünün açılacağını pişkinlikle belirtmiştir.

    2008 yılından 2009 yılına hukukun siyaseti gölgeleyecek kararlar veridiği, iktidarın mahkum edildiği, artan ekonomik ve sosyal sorunların çığ gibi büyüdüğü bir Türkiye gerçeği devredilmiştir.

    Hükümet geçtiğimiz bir yılı günü kurtarma telaşına girmiş ve yaptıklarının hesabını nasıl vereceğinin hesabına düşmüştür.

    Umut ve beklentilerle giren 2008 yılının sonunda geriye dönülüp bakıldığında 365 günlük süre, sosyal uyum ve kardeşliğin sayıldığı görülmektedir.

    Değerli arkadaşlarım;

    Terörle mücadele için yetki alan hükümet, aldığı bu yetkiyi kullanmakta imtina etmiş, 2008 yılında bunların dışında hava operasyonlarla yetinmiştir.

    Hükümet, 2009 yılının her açıdan zor geçeceğinin bir sinyalini vermiştir.

    Ayrıntılar geliyor…

    1 Numara Kılınç Paşa mı?

    Yeni kitabını anlatan Şamil Tayyar; Ergenekon Savcılarının 1 Numara tanımının Tuncer Kılınç Paşa olduğunu söyledi. Peki 1 numara Kılınç Paşa mı?

    ZÜBEYİR KINDIRA
    İNTERNETHABER- ÖZEL

    ANKARA- Gazeteci –Yazar Åžamil Tayyar’ın ‘Kıt’a Dur’ isimli son kitabında ilginç ve perde arkasında kalmış bir çok olayın ayrıntıları yer alıyor. Özellikle Ergenekon savcılarının tarif ettiÄŸi 1 Numara’nın kim olduÄŸuna ve gerçek 1 Numara’nın dava dosyasındaki bu tanıma uyup uymadığına iliÅŸkin sözleri ilginç.

    Dün ilk bölümünü yayınladığımız Tayyar röportajının ikinci bölümünde de birbirinden çarpıcı iddialar var. İşte olay röportajın ikinci bölümü:

    AKP ASKERİN EZBERİNİ BOZDU

    SORU: Kitabınızın temel tezi olan 27 Nisan Bildirisine karşı AKP’nin duruÅŸunun Türk siyaset tarihinde bir ilk olduÄŸunu söylüyorsunuz. Nedir bu ilk?

    YANIT: Yok Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sivil iktidar askeri bildiriye karşı tavır almıştır. Bir ilktir. Ayrıca baÅŸka ilkler de yaÅŸandı. İlk kez iktidardaki bir partiye açılan dava iktidarda iken sonuçlandırıldı. İlk kez laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduÄŸu iddiasıyla açılan bir davada kapatma kararı çıkmadı. İlk kez bir siyasi partiye hazine yardımı kesilmesi cezası verildi. Ve böylece 27 Nisan’dan geçmiÅŸten farklı olarak ezber bozuldu.

    ERDOÄžAN VE GÜL’E HAPİS İDDİASI

    SORU: Bu sürecin ayrıntılarında kamuoyuna yansımamış, bilgiler de var mı kitabınızda?

    YANIT: Kapatma davası sürecinde Egenekon lobisi partinin kapatılacağını Tayip ErdoÄŸan ve Abdullah Gül’ün hapse atılacağını AKP’nin küçültüleceÄŸini ve başına milli bir ismin getirileceÄŸini iddia ederek, temas kurdukları 60’a yakın milletvekillinden partiden ayrılmalarını istediler. Yaratılan bu ruh ikliminden en ciddi kafa karışıklığı yaÅŸayan ise Kırıkkale milletvekili Vahit Eldem oldu. Ve ilk kez o düzeyde parti yönetimini eleÅŸtirdi . Türban düzenlemesi ve cumhurbaÅŸkanı seçim sürecini yanlış bulduÄŸunu anlattı. Bazı milletvekilleri istifa için kapatma davasının sonuçlanmasını beklediler. Anayasa Mahkemesinde aksi yönde karar çıkınca herkes yerine çakılıp kaldı.

    ÅžENER’E HAKLARINI HELAL ETMEDİLER

    SORU: Bu süreçte başka etkilenen isim yok muydu?

    YANIT: Elbette vardı. Abdüllatif Åžener. 11 Temmuz’da 2008 AKP MKYK toplantısına katılıp istifasını verdi. Åžener veda konuÅŸmasında tüm arkadaÅŸlarına hakkını helal ettiÄŸini anlattıktan sonra “EÄŸer benim sizlerden bir hakkım varsa helal olsun, sizler de hakkınızı helal ederseniz mutlu olurum” dedi. Ancak bir kiÅŸi bile ses çıkartmadı, ‘hakkımız helal olsun’ demedi.

    SORU: Kitabınızda sizin iÅŸlediÄŸiniz temel tez, 27 Nisan’da, 28 Åžubat sürecinden hatta daha önceki yıllardan farklı bir sivil-asker iliÅŸkisi kurulduÄŸu yönünde mi?

    YANIT: 28 Åžubatt’a sivil iktidarın asker gücü karşısında dövüldüğü hırpalandığı bir sürece tanık olduk. 27 Nisan’da benzer bir çatışma lortamı yaratılmak istense de; ölüme deÄŸil mutabakata giden bir yol haritasının izlerini gördük. Hatta; dönemin Genel Kurmay BaÅŸkanı Büyükanıt, görüştüğü Milli EÄŸitim Bakanı Hüseyin Çelik’e “Biz sadece TSK’nın hassasiyetlerini ortaya koyduk. Sadece muhatap olarak kendisinizi görmeyin. Kim hissesine ne düşerse onu alsın” demiÅŸtir.

    BİLDİRİYİ KİM KALEME ALDI

    SORU: 27 Nisan Bildirisi kadar, buna karşı hükümetin yaptığı açıklama da oldukça sertti. Hükümet bu yanıtı nasıl hazırladı, kim kaleme aldı? Kitabınızda bunlara ilişkin ayrıntılar yer alıyor mu?

    YANIT: Bildiriden hemen sonra BaÅŸbakanın talimatı üzerine dönemin DışiÅŸleri Bakanı Abdullah Gül baÅŸkanlığında, Hüseyin Çelik, Ali Babacan, Cemil Çiçek ve Ömer Çelik , DışiÅŸleri Konutunda toplanıp karşı bildiriyi yazdılar. Bildiri tamamlandığında saatler sabaha doÄŸru 03.20’yi gösteriyordu. Bildiriye son ÅŸeklini ise 28 Nisan sabahı baÅŸbakan ErdoÄŸan verdi. Ayrıca bildiri ile ilgili TV’lerde deÄŸerlendirme yapmak üzere Åžener, Çiçek ve Çelik görevlendirildi. Ancak Åžener topa girmek yerine kenarda kalmayı tercih etti. Bu görevi Çelik ve Çiçek ağırlıklı olarak üstlendi.

    SORU: Sabah 03.20’de biten bildiri neden geç saate kadar açıklanmadı?

    YANIT: Başbakan sabah yanına gelen bakanlar ve partili yöneticilerle metni yeniden değerlendirdi ve son şeklini verdi. Kısa bir süre bildirinin nasıl yayınlanacağını tartıştılar. Toplantıdaki bazı isimler kısasa kısas düşüncesiyle akşam bir Internet kanalıyla duyurulmasını önerdiler. Ancak Başbakan buna karşı çıktı ve bazı ifadelere düzenleyip Cemil Çiçek tarafından açıklanmasına karar verdi. Gecikme bundan dolayı.

    SORU: 27 Nisan Bildirisi sonrasında cumhurbaÅŸkanı seçimi için TBMM Genel Kurul’una iki liderin Erkan Mumcu ve Mehmet AÄŸar’ın girmemesine yol açtı. Sadece bildiri mi etkili oldu sizce yoksa baÅŸka etkiler var mıydı?

    YANIT: Bu konuda çok fazla iddia gündeme geldi. Ağırlıklı olanın MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç paÅŸa ile ilgiliydi. Kılınç’ın o süreçte çok aktif olarak hem AÄŸar hem Mumcu’yu arayıp, Genel Kurul’a katılmamak yönünde ikna ettikleri söylendi. Hatta Hasan Celal Güzel’in Mumcu’yu arayarak, “Seni Tuncer Kılınç aradı mı?” diye sorduÄŸunu biliyorum. Ancak iki lider de böyle bir görüşmeyi teyit etmedi.

    1 NUMARA KILINÇ PAŞA MI?

    SORU: Kılınç Paşa hakkında 1 Numara olduğuna ilişkin tanımlar, iddialar da vardı. Sizin 1 Numaranız Kılınç Paşa mı?

    YANIT: Ben Kılınç PaÅŸa’nın 1 Numara olduÄŸunu düşünmüyorum,. Ancak bana gelen çok sayıda mail ya da imzasız mektuplarda Tuncer Kılınç’ın 1 Numara olduÄŸu iddiasına yer verildiÄŸini gördüm. Hatta Ergenekon soruÅŸturmasını yürüten savcıların Zihni Çakır’ın ifadesinden hareketle iddianameye taşıdığı 1 numara tarifinde de Tuncer Kılınç’ın kastedildiÄŸi iddiası çok yaygındır. Ancak Kılınç’ın 1 Numara olduÄŸuna iliÅŸkin bende somut hiçbir bilgi ve veri yoktur. Ayrıca 1 Numara olduÄŸunu da düşünmüyorum.

    SORU: 28 ÅŸubat amanca ulaÅŸtı mı? Öyle ise neden Refah’ın içinden doÄŸan AKP nasıl iktidara geldi. Aslında ne oldu?

    YANIT: 28 Åžubat’ta filin zücaciyeci dükkanına girmesi gibi, bodoslama girdiler. Her ÅŸeyi kırıp döktüler. Refah ve DYP’yi iktidardan düşürdüler. Ancak nihai hedeflerine varamadılar. 28 Åžubat’ın yol açtığı siyasi krize 2001’deki ekonomik kriz de eklenince evdeki hesap çarşıya uymadı ve o olaÄŸanüstü süreç Tayyip ErdoÄŸan’ın da karizmasıyla birleÅŸerek AKP’yi tek başına iktidara taşıdı. Hesabın tam tersi oldu.

    SORU: Peki şu anda asker sivil ilişkileri nasıl?

    YANIT: Çok dengeli bir iliÅŸki var siyasi iktidar ile asker arasında . AKP’nin iktidara gediÄŸi ilk yıllarda kurulamayan ve aksayan diyalog ortamı sonraki yıllarda daha saÄŸlıklı bir zemine oturdu. Devletin zirvesindeki bu uyumlu tablo Kürt meselesinde olduÄŸu gibi kronik sorunlarla ilgili radikal açılımları da tetikledi. Devletin zirvesinde böyle bir uyum olmasaydı TRT 6’da Kürtçe yayın sanıyorum mümkün olmazdı. Bu sinerji alevi Sünni ya da laik anti-laik çatışmalarını da sona erdirilmesinde pozitif katkı saÄŸlayabilir.

    SORU: Bu süreçte dış destek de sanırım AKP’nin yanındaydı ve yanında olmayı sürdürüyor…?

    YANIT: ABD ve AB 3 kasım 2002 seçimlerinden önce AKP’yi cesaretlendirici destek verdiler. Bu doÄŸrudur. Ancak bu tavır deÄŸiÅŸikliÄŸinden AKP’nin toplumda gördüğü büyük desteÄŸin önemli rolü vardır. ABD ile iliÅŸkilerde ilk kırılma 1 Mart teskeresinin reddi ile yaÅŸandı. Ardından AKP ile ABD arasında bir güvensizlik doÄŸdu. Bu süreçte durumdan vazife çıkartan kimi Generaller AKP’yi dövebileceÄŸini umdu. Ancak iÅŸi öyle abarttılar ki, Sarıkız –Ayışığı gibi darbe senaryosu hazırladılar. Bu senaryoların ayyuka çıktığı dönem 1 Mart sonrasındadır. Sanıyorum ABD, AKP iktidarının burnunu sürtme kaygısı ile vize verdiÄŸi kimi askeri yetkililerin yoldan çıktığını ve iÅŸi abarttığını düşünerek ‘dur’ dedi. O darbe senaryolarının hayata geçirilememesinde dönemin Genelkurmay BaÅŸkanı Hilmi Özkök’ün rolü kadar ABD’nin verdiÄŸi zımni destek de önemli rol oynamıştır.

    Suudi gazeteci Erdoğan`ı kızdırdı

    CHP böcek avına çıktı

    Türkiye`nin Gazze eylem planı!

    Gül, ErdoÄŸan ve Babacan’ın Gazze zirvesi sona erdi. Zirveden iki sonuç çıktı. CumhurbaÅŸkanlığı açıklama yaptı.

    CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül baÅŸkanlığında, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan ve DışiÅŸleri Bakanı Ali Babacan’ın katılımıyla Çankaya Köşkü’nde gerçekleÅŸtirilen toplantı sona erdi.

    Toplantının ardından yapılan açıklamada diplomatik girişimlerin artırılarak sürdürürüleceği belirtildi.

    İKİ KOLDAN ÇALIŞILACAK

    DışiÅŸleri Bakanı Ali Babacan’ın BM’de yapılacak toplantıda hazır bulunmak üzere New York’a, Suriye’yi ziyaret edecek Fransa CumhurbaÅŸkanı Nicolas Sarkozy’den gelen istek üzerine istiÅŸarelerde bulunmak ve toplantılara katılmak üzere BaÅŸbakanlık BaÅŸdanışmanı Ahmet DavutoÄŸlunun da Åžam’a gitmesi kararlaÅŸtırıldı.

    ATEŞKESİN SAĞLANMASI İÇİN EYLEM PLANI

    Toplantıda ayrıca ateÅŸkesin bir an önce saÄŸlanması ve uygulanması için kapsamlı bir eylem planı oluÅŸturulması amacıyla taraflara çaÄŸrıda bulunulması ve bu yöndeki çalışmalara Türkiye’nin katkısının devam etmesi, bölgede kalıcı bir barış ve istikrarın tesisi yolunda yürütülen çalışmaların kurumsallaÅŸması için giriÅŸimlere hız verilmesi karara baÄŸlandı. 

    Toplantıda, insani yardımların kesintiye uğramadan süratli bir şekilde Gazze halkına ulaştırılması için temas ve çalışmaların yoğunlaştırılmasında da mutabık kalındı.

    CHP`de böcek avı

    DTP`nin yedek partisine onay!

    Gül ve Erdoğan`la ilgili büyük sır!

    Åžamil Tayyar son kitabında; AKP’nin kapatılacağı, Gül ve ErdoÄŸan’ın hapsedileceÄŸi propagandasının ayrıntılarını anlattı.

    ZÜBEYİR KINDIRA
    İNTERNETHABER- ÖZEL

    ANKARA- Gazeteci –Yazar Åžamil Tayyar’ın ‘Kıt’a Dur’ isimli son kitabında ilginç ve perde arkasında kalmış bir çok olayın ayrıntıları yer alıyor. Dün ilk bölümünü yayınladığımız tayyar röportajının ikinci bölümünde de birbirinden çarpıcı iddialar var. İşte olay röportajın ikinci bölümü:

    AKP ASKERİN EZBERİNİ BOZDU

    SORU: Kitabınızın temel tezi olan 27 Nisan Bildirisine karşı AKP’nin duruÅŸunun Türk siyaset tarihinde bir ilk olduÄŸunu söylüyorsunuz. Nedir bu ilk?

    YANIT: Yok Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sivil iktidar askeri bildiriye karşı tavır almıştır. Bir ilktir. Ayrıca baÅŸka ilkler de yaÅŸandı. İlk kez iktidardaki bir partiye açılan dava iktidarda iken sonuçlandırıldı. İlk kez laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduÄŸu iddiasıyla açılan bir davada kapatma kararı çıkmadı. İlk kez bir siyasi partiye hazine yardımı kesilmesi cezası verildi. Ve böylece 27 Nisan’dan geçmiÅŸten farklı olarak ezber bozuldu.

    ERDOÄžAN VE GÜL’E HAPİS İDDİASI

    SORU: Bu sürecin ayrıntılarında kamuoyuna yansımamış, bilgiler de var mı kitabınızda?

    YANIT: Kapatma davası sürecinde Egenekon lobisi partinin kapatılacağını Tayip ErdoÄŸan ve Abdullah Gül’ün hapse atılacağını AKP’nin küçültüleceÄŸini ve başına milli bir ismin getirileceÄŸini iddia ederek, temas kurdukları 60’a yakın milletvekillinden partiden ayrılmalarını istediler. Yaratılan bu ruh ikliminden en ciddi kafa karışıklığı yaÅŸayan ise Kırıkkale milletvekili Vahit Eldem oldu. Ve ilk kez o düzeyde parti yönetimini eleÅŸtirdi . Türban düzenlemesi ve cumhurbaÅŸkanı seçim sürecini yanlış bulduÄŸunu anlattı. Bazı milletvekilleri istifa için kapatma davasının sonuçlanmasını beklediler. Anayasa Mahkemesinde aksi yönde karar çıkınca herkes yerine çakılıp kaldı.

    ÅžENER’E HAKLARINI HELAL ETMEDİLER

    SORU: Bu süreçte başka etkilenen isim yok muydu?

    YANIT: Elbette vardı. Abdüllatif Åžener. 11 Temmuz’da 2008 AKP MKYK toplantısına katılıp istifasını verdi. Åžener veda konuÅŸmasında tüm arkadaÅŸlarına hakkını helal ettiÄŸini anlattıktan sonra “EÄŸer benim sizlerden bir hakkım varsa helal olsun, sizler de hakkınızı helal ederseniz mutlu olurum” dedi. Ancak bir kiÅŸi bile ses çıkartmadı, ‘hakkımız helal olsun’ demedi.

    SORU: Kitabınızda sizin iÅŸlediÄŸiniz temel tez, 27 Nisan’da, 28 Åžubat sürecinden hatta daha önceki yıllardan farklı bir sivil-asker iliÅŸkisi kurulduÄŸu yönünde mi?

    YANIT: 28 Åžubatt’a sivil iktidarın asker gücü karşısında dövüldüğü hırpalandığı bir sürece tanık olduk. 27 Nisan’da benzer bir çatışma lortamı yaratılmak istense de; ölüme deÄŸil mutabakata giden bir yol haritasının izlerini gördük. Hatta; dönemin Genel Kurmay BaÅŸkanı Büyükanıt, görüştüğü Milli EÄŸitim Bakanı Hüseyin Çelik’e “Biz sadece TSK’nın hassasiyetlerini ortaya koyduk. Sadece muhatap olarak kendisinizi görmeyin. Kim hissesine ne düşerse onu alsın” demiÅŸtir.

    BİLDİRİYİ KİM KALEME ALDI

    SORU: 27 Nisan Bildirisi kadar, buna karşı hükümetin yaptığı açıklama da oldukça sertti. Hükümet bu yanıtı nasıl hazırladı, kim kaleme aldı? Kitabınızda bunlara ilişkin ayrıntılar yer alıyor mu?

    YANIT: Bildiriden hemen sonra BaÅŸbakanın talimatı üzerine dönemin DışiÅŸleri Bakanı Abdullah Gül baÅŸkanlığında, Hüseyin Çelik, Ali Babacan, Cemil Çiçek ve Ömer Çelik , DışiÅŸleri Konutunda toplanıp karşı bildiriyi yazdılar. Bildiri tamamlandığında saatler sabaha doÄŸru 03.20’yi gösteriyordu. Bildiriye son ÅŸeklini ise 28 Nisan sabahı baÅŸbakan ErdoÄŸan verdi. Ayrıca bildiri ile ilgili TV’lerde deÄŸerlendirme yapmak üzere Åžener, Çiçek ve Çelik görevlendirildi. Ancak Åžener topa girmek yerine kenarda kalmayı tercih etti. Bu görevi Çelik ve Çiçek ağırlıklı olarak üstlendi.

    SORU: Sabah 03.20’de biten bildiri neden geç saate kadar açıklanmadı?

    YANIT: Başbakan sabah yanına gelen bakanlar ve partili yöneticilerle metni yeniden değerlendirdi ve son şeklini verdi. Kısa bir süre bildirinin nasıl yayınlanacağını tartıştılar. Toplantıdaki bazı isimler kısasa kısas düşüncesiyle akşam bir Internet kanalıyla duyurulmasını önerdiler. Ancak Başbakan buna karşı çıktı ve bazı ifadelere düzenleyip Cemil Çiçek tarafından açıklanmasına karar verdi. Gecikme bundan dolayı.

    SORU: 27 Nisan Bildirisi sonrasında cumhurbaÅŸkanı seçimi için TBMM Genel Kurul’una iki liderin Erkan Mumcu ve Mehmet AÄŸar’ın girmemesine yol açtı. Sadece bildiri mi etkili oldu sizce yoksa baÅŸka etkiler var mıydı?

    YANIT: Bu konuda çok fazla iddia gündeme geldi. Ağırlıklı olanın MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç paÅŸa ile ilgiliydi. Kılınç’ın o süreçte çok aktif olarak hem AÄŸar hem Mumcu’yu arayıp, Genel Kurul’a katılmamak yönünde ikna ettikleri söylendi. Hatta Hasan Celal Güzel’in Mumcu’yu arayarak, “Seni Tuncer Kılınç aradı mı?” diye sorduÄŸunu biliyorum. Ancak iki lider de böyle bir görüşmeyi teyit etmedi.

    1 NUMARA KILINÇ PAŞA MI?

    SORU: Kılınç Paşa hakkında 1 Numara olduğuna ilişkin tanımlar, iddialar da vardı. Sizin 1 Numaranız Kılınç Paşa mı?

    YANIT: Ben Kılınç PaÅŸa’nın 1 Numara olduÄŸunu düşünmüyorum,. Ancak bana gelen çok sayıda mail ya da imzasız mektuplarda Tuncer Kılınç’ın 1 Numara olduÄŸu iddiasına yer verildiÄŸini gördüm. Hatta Ergenekon soruÅŸturmasını yürüten savcıların Zihni Çakır’ın ifadesinden hareketle iddianameye taşıdığı 1 numara tarifinde de Tuncer Kılınç’ın kastedildiÄŸi iddiası çok yaygındır. Ancak Kılınç’ın 1 Numara olduÄŸuna iliÅŸkin bende somut hiçbir bilgi ve veri yoktur. Ayrıca 1 Numara olduÄŸunu da düşünmüyorum.

    SORU: 28 ÅŸubat amanca ulaÅŸtı mı? Öyle ise neden Refah’ın içinden doÄŸan AKP nasıl iktidara geldi. Aslında ne oldu?

    YANIT: 28 Åžubat’ta filin zücaciyeci dükkanına girmesi gibi, bodoslama girdiler. Her ÅŸeyi kırıp döktüler. Refah ve DYP’yi iktidardan düşürdüler. Ancak nihai hedeflerine varamadılar. 28 Åžubat’ın yol açtığı siyasi krize 2001’deki ekonomik kriz de eklenince evdeki hesap çarşıya uymadı ve o olaÄŸanüstü süreç Tayyip ErdoÄŸan’ın da karizmasıyla birleÅŸerek AKP’yi tek başına iktidara taşıdı. Hesabın tam tersi oldu.

    SORU: Peki şu anda asker sivil ilişkileri nasıl?

    YANIT: Çok dengeli bir iliÅŸki var siyasi iktidar ile asker arasında . AKP’nin iktidara gediÄŸi ilk yıllarda kurulamayan ve aksayan diyalog ortamı sonraki yıllarda daha saÄŸlıklı bir zemine oturdu. Devletin zirvesindeki bu uyumlu tablo Kürt meselesinde olduÄŸu gibi kronik sorunlarla ilgili radikal açılımları da tetikledi. Devletin zirvesinde böyle bir uyum olmasaydı TRT 6’da Kürtçe yayın sanıyorum mümkün olmazdı. Bu sinerji alevi Sünni ya da laik anti-laik çatışmalarını da sona erdirilmesinde pozitif katkı saÄŸlayabilir.

    SORU: Bu süreçte dış destek de sanırım AKP’nin yanındaydı ve yanında olmayı sürdürüyor…?

    YANIT: ABD ve AB 3 kasım 2002 seçimlerinden önce AKP’yi cesaretlendirici destek verdiler. Bu doÄŸrudur. Ancak bu tavır deÄŸiÅŸikliÄŸinden AKP’nin toplumda gördüğü büyük desteÄŸin önemli rolü vardır. ABD ile iliÅŸkilerde ilk kırılma 1 Mart teskeresinin reddi ile yaÅŸandı. Ardından AKP ile ABD arasında bir güvensizlik doÄŸdu. Bu süreçte durumdan vazife çıkartan kimi Generaller AKP’yi dövebileceÄŸini umdu. Ancak iÅŸi öyle abarttılar ki, Sarıkız –Ayışığı gibi darbe senaryosu hazırladılar. Bu senaryoların ayyuka çıktığı dönem 1 Mart sonrasındadır. Sanıyorum ABD, AKP iktidarının burnunu sürtme kaygısı ile vize verdiÄŸi kimi askeri yetkililerin yoldan çıktığını ve iÅŸi abarttığını düşünerek ‘dur’ dedi. O darbe senaryolarının hayata geçirilememesinde dönemin Genelkurmay BaÅŸkanı Hilmi Özkök’ün rolü kadar ABD’nin verdiÄŸi zımni destek de önemli rol oynamıştır.

    Gazze zirvesinden çıkan sonuç

    Gazze zirvesi sona erdi!

    Mehmetçik Gazze`ye gidecek mi?

    Bu soru Hükümet Sözcüsü ve BaÅŸbakan yardımcısı Cemil Çiçek’e soruldu. Çiçek’in yanıtı ise beklendiÄŸi gibi oldu.

    Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve BaÅŸbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Gazze’ye yönelik ”Barış Gücü” oluÅŸturulursa MehmetçiÄŸin bölgeye gitmesine hükümetin nasıl baktığının sorulması üzerine, ”EÄŸer barışa katkı saÄŸlayacaksa… Türkiye dünyanın birçok ihtilaflı bölgesine asker göndermiÅŸtir. Türkiye ÅŸu an dünyanın pek çok bölgesinde her zaman üzerine düşeni yapmıştır. Türkiye’nin geleneksel dış politikası ‘Yurtta sulh, cihanda sulh”. Türkiye, barıştan yana samimiyetini ispat etmiÅŸ bir ülkedir” dedi.

    Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve BaÅŸbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, toplantının, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın Gazze’de meydana gelen olaylar sebebiyle yapmış olduÄŸu çalışmalar ve görüşmelerle ilgili bir deÄŸerlendirme toplantısı ÅŸeklinde geçtiÄŸini belirtti.

    TÜRKİYE SAVAŞI SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYOR

    Geçen hafta İsrail’in yapmış olduÄŸu saldırılar sonucunda çok sayıda çocuk, kadın, masum insanın 500 yüzden fazla insan hayatını kaybettiÄŸini, çok sayıda da yaralının bulunduÄŸunu hatırlatan Çiçek, bu nedenle Türkiye’nin bu konuya iki sebepten dolayı ilgi duyduÄŸunu ve bu sıkıntıların bir an evvel sona erdirilmesi nokt